KANSERİN İÇİNDEN GEÇERKEN

I. KISIM — ZEMİN: Bu ne? Nasıl çalışır?

...kanser üzerine bir deneme

Okuma kılavuzu: Bu kısımda dört bölüm — yaklaşık 4.300 kelime, bir buçuk saatlik okuma. Tek oturuşta bitmesi beklenmiyor. Sayfayı kaydedin; içindekilerden atlayın. Zemin kısımdır: sonrasındaki her bölüm, buraya çivilenir.

126 kaynak · 21 bölüm · tek soru: Kanserden "geçmek" ne demektir?

İki sözle başlıyorum:

"Kanser hücrelerinin fermentasyonu (oksijensiz solunum) ya da bunun önemi hakkında tartışma yürütülebilir olduğu çağ, sona ermiştir."
— Otto Warburg, Science, 24 Şubat 1956
"Kanser, evrimsel güçlere tabi, dönüşmüş hücrelerin kontrolsüz çoğalması hastalığıdır."
— Brown, Amend, Austin, Gatenby, Hammarlund & Pienta, Molecular Cancer Research, 2023

Bu eser, bu yoldan geçen her aileye. Ve zamanında geçemeyenlerin anısına.

İÇİNDEKİLER

#BÖLÜMSORU
0Açılış — KelimeBu kelime neden insanı durdurur?
1Kelimenin Yeri"Kanser" adı nereden geliyor?
2Bedende Ne Oluyor?Bir hastalık mı, yüzlercesi mi?
3Ne Zaman Anladık?Kanseri ilk kez ne zaman "gör"dük?
4HaritaKaç tür var? (her tür: örnek + tedavi yolu)
5Neden Şimdi?Modern hastalık mı, kadim mi?
6Görmenin SanatıTanı nasıl konur, rapor nasıl okunur?
7Ne Kadar Uzağa?Evre ne demektir — ve ne demez?
8Doktorun SözüDoktor ne söyler, nasıl söyler?
9KesiCerrahinin en uzun bölümü
10Zehir ve ŞifaKemoterapi nasıl doğdu, ne yapıyor?
11IşınKeşiften protona
12Beden Kendi SavaşıHedefe yönelik tedavi ve immünoterapi
13Devlet Ne Verir?Kanser hastasına sunulan ayrıcalıklar
14Yol HaritasıBir hasta adım adım nereye gidecek?
15Müşteri TuzağıÇaresizlik nasıl paraya çevriliyor, nasıl korunulur?
16Hastanın GözüKoridorda ne görülür?
17Ne Yenir, Ne Yapılır?Beslenme ve egzersiz: kanıtlar ve süperstisyon
18Hastanın AklıTanı yılı, umut, "pozitif ol" etiği
19İyileşmek Ne Demek?Remisyon ve şifa: dürüst istatistik
20GeçerkenSonuç: yeniden-sahneleme + tek ölçüt + bilmediklerimiz

AÇILIŞ — KELİME

Gözlerinizi kapatın ve bir kelimeyi içinizden söyleyin: kanser.

Tekrar söyleyin. Birinciyi kimse duymaz; ikincisini birileri duyar. İkinci söyleyişin ardından odada bir şey değişir: sesler kısılır, sorular "iyi misin"e daralır, kelimeler birden fazla heceye yayılır, birileri çay koyar ve çayın sıcaklığını ölçer. Bu kelime, Türkçedeki — ve bildiğimiz bütün dillerdeki — en ağır kelimedir; çünkü hakkında söylenen her cümle, söylenmeyen bir cümlenin önünü keser. "Tedavi edilebilir" denir; "ama"nın sessizliği kalır. "Erken evre" denir; "geç evre"nin gölgesi oturur masaya.

Bu yazının sorusu şudur: Kanserden "geçmek" ne demektir? "Geçmek" fiilini kasıtlı seçtim. "Yenmek" değil — çünkü yenilen her şey geride kalır, oysa kanser geride kalmaz; "kurtulmak" da değil — çünkü kurtulmak, kopya çekmektir, oysa bu yol kopya vermez. Geçmek: bir tarafında olduğunuz bir şeyin diğer tarafına varmak, ama o şeye bulaşarak. Suyun içinden geçerken ıslanmak gibi. Bu eserin tamamı, o suyun haritasıdır.

Peki bu makale ne yapacak?

Yirmi bir bölüm boyunca, altı kısımdan geçeceğiz. İlk kısım zemin: kelimenin nereden geldiği, bedende tam olarak ne olduğunu ve insanın bunu ne zaman anlamaya başladığı. İkinci kısım, tanının sanatı: rapor nasıl konur, evre ne demektir, doktorun söylediği "malign" kelimesinin ardında ne durur. Üçüncü kısım, tedavinin üç silahı ve yeni çağı: kesinin, zehrin ve ışının iki bin yıllık serüveni; sonra bedenin kendi savaşı. Dördüncü kısım, Türkiye: devlet ne veriyor, yol nereye çıkıyor, tuzak nerede kuruluyor — hasta ayağını yere basmadan okuma bitmeyecek. Beşinci kısım, hastanın gözü: koridor, tabak, aile, akıllarımızdaki "pozitif ol" cümlesi ve iyileşmenin dürüst istatistiği. Altıncı kısım, geçerken: son.

Bir söz: Bu yazıda tek bir kelime yok ki açıklanmadan geçilsin. "Aptoz" (hücrenin programlanmış intiharı — bedenin kendi temizlik sistemidir) denince ne demek istediğimi, "metastaz" (kanser hücresinin başka organa dağılması) denince neyin kastedildiğini, her biri geçtikleri yerde, komşunuza anlatır gibi, parantez içinde açıklayacağım. Okuyucu hem onkolog hem de kanser kelimesini ilk kez duyuyor olabilir; ikisi de aynı ailenin masasındadır. Çift kitap diye buna denir.

Son bir şey, başlamadan önce. Bir sınır itirafı: Ben bir doktor değilim; bu eser, bir ailenin bekleme aylarında, toplanmış yüzlerce kaynağın, bir denemeye dökülmüş hâlidir. Tıbbi her iddia bir kaynağa dayanır ve kaynakçada durur; ama "ne yapmalı" sorusunun cevabı her zaman doktorunuzdur. Ve bir dürüstlük kaydı daha: Metindeki hastalar, bileşik hastalardır — birçok ailenin yaşadıklarının tek masada toplanmış hâli. Kimseyi tekilleştirmem, tek kimseyi işaret etmem.

Bu kısmı kim yazdı? Murat Apay; İstanbul'da. Masanın üzerinde üç şey: bir kalem, bir çay bardağı, ve bir çekmece. Çekmece, bu eserin en ağır eşyasıdır; adı da yoktur.

Hazırsak, zeminin ilk taşı: kelime.

Bölüm 1 — KELİMENİN YERİ

Bu bölümün sorusu: "Kanser" adı nereden geliyor?

Bir yengeç dergisi, 2012

Bir yengeç ve karides biyolojisi dergisi düşünün — Journal of Crustacean Biology, kabukluların biyolojisiyle uğraşan, adında "crustacean" (kabuklu) geçen bir akademik dergi. 2012, sayı 32. Ve o dergide, sayfa 665'te, başlığı şaşırtıcı bir makale yayımlanıyor: "What is Cancer?" — "Kanser Nedir?"

Evet, doğru okudunuz. Kanser hastalığının ne olduğunu sorgulayan makale, bir yengeç dergisinde. (— Schram & Ng, Journal of Crustacean Biology, 2012)

Neden mi? Çünkü kelimenin kendisi bir yengeç.

Yunanistan, yaklaşık dört yüzyıl önce

Kelimelerin doğum yerini inceleyen bilim dalına etimoloji (etimo- "sözcüğün içinde, -loji" "bilim") denir. Etimolojiye göre, o kelime Antik Yunan'da karkinos (καρκίνος) diye yazılıyordu ve anlamı düzdü: yengeç.

İlk kez kim, ne için kullandı? Tarih, iki Antik ismi öne sürer. Birincisi: Hipokrat (MÖ yaklaşık 400) — "tıp babası" diye anılan, tıbbı dinden ayıran, hastalığı doğanın işi sayan hekim. Hipokrat'ın "kanser" kelimesini, sınırları belirsiz, iyileşmeyen yara ve şişlikler için kullandığı kabul edilir. İkincisi, kelimeye görselini veren: Galen (MS 129-216) — İmparatorluk döneminin en büyük hekimi. Galen, bir tümörün (kitle) çevresinden dışarı doğru yayılan kan damarlarına bakmış; ve gördüğünü, döneminin kelimeleriyle söylerse, bir yengecin gövdesi ve bacakları olarak tarif etmiştir. (— Atıcı, Tıp Tarihinde Kanser ve Lösemi; Schram & Ng, 2012)

Yani 2.400 yıl önce, bir hekim bir tümöre baktı ve dedi ki: Bu, bir yengeç. Ve o benzetme, Latince'ye cancer olarak, Almancaya Krebs olarak — hâlâ "yengeç" ve "kanser"in aynı kelime olduğu bir dil — geçti. Türkçeye de, "kanser" olarak, o yengeçle birlikte geldi.

Metalurjide "yengeç" — ve gökyüzünde

Kelimenin serüveni burda bitmiyor, çünkü aynı kelime daha fazla taşıyor. Cancer, aynı zamanda burcun adıdır: Yengeç burcu (Yunanca Cancer; takvimde 22 Haziran – 22 Temmuz arasında geçen). Yani insanoğlu, gökyüzünde bir yengeç çizdi; sonra, bedenin içinde bir kitle gördü; ve ikisine aynı ismi verdi. Gökyüzündeki yengeç su taşır (mitosu: bir su kabı taşıyan yengeç); bedendeki yengeç ise dokuyu ısırır. İnsan, ikisini de aynı cümleyle anlatmayı seçti: Isıran ve tutan, bırakmayan.

Ve Türkçe'ye "kanser" olarak gelen kelimenin kökünde, hâlâ o üç fiil durur: ısırma, tutma, bırakmama. Bir sonraki bölümde göreceksiniz ki, bu fiiller, metafor olarak değil, hücre düzeyinde bile doğru çıktı: Kanser hücresi, dokuya ısırır (invazyon — dokuya sinme), tutar (yapışma), ve bırakmaz (bağırsak... değil, doku; pardon — bırakmaz, kopmaz).

Düşünün: Sizin ailenizde "kanser" denince ilk aklınıza gelen bir "bırakmama" anısı var mı? Bu kelime, o anıyı 2.400 yıldır taşıyor.

Toparlayalım

"Kanser" bir icat değildir; bir yorumdur. Antik bir hekimin, bir tümörü ilk defa "görmeye" çalışırken bulduğu benzetmedir. O benzetme doğru çıktı — yengeç gerçekten ısıran bir canlıdır ve kanser hücresi gerçekten ısıran bir hücredir. Ve o benzetmenin doğru çıkması, korkuyu da "eski" kılıyor: Bu kelime karşısındaki donma, 2.400 yıl önce de vardı. Sizin donmanız, birincisi değilsiniz demektir.

Bölüm 2: Bedende Ne Oluyor? — Bir hastalık mı, yüzlercesi mi?

Bölüm 2 — BEDENDE NE OLUYOR?

Bu bölümün sorusu: Bir hastalık mı, yüzlercesi mi?

Tanım kavgası

2023'te, Moleküler Kanser Araştırması (Molecular Cancer Research) dergisinde, altı araştırmacı bir yazı yayımladı: "Kanserin Tanımını Güncelliyoruz." (— Brown, Amend, Austin, Gatenby, Hammarlund & Pienta, 2023)

Eski tanımı hatırlayın — Ulusal Kanser Enstitüsü'nün (NCI — ABD'de kanser araştırmalarını yürüten devlet kurumu) hâlâ kullandığı cümle: "Kanser, bedendeki bazı hücrelerin kontrolsüz çoğaldığı ve bedenin diğer kısımlarına yayıldığı bir hastalıktır."

Yeni tanımdaki tek fark, görünürde küçük: "...dönüşmüş (transformed) hücrelerin, evrimsel güçlere tabi kontrolsüz çoğalması hastalığıdır."

O küçük fark, dünyayı değiştirir. Eski tanım, kanserin neye benzediğini anlatır: kontrolsüz çoğalma. Yeni tanım, kanserin ne olduğunu anlatır: sürekli evrimlenen bir süreç. Kanser, bir "şey" değil (bir kitle, bir pıhtı, bir taş) — bir "iş"tir: hücre, her gün biraz daha mutasyona uğrar (DNA'sında [hücrenin dört harfli koda... pardon, kodunun kendisi olan, hücrenin "ne yapacağı"nı yazan kimyasal yapısı] yazım hatası), hatalarından kazananlar hayatta kalır, kaybedenler elenir. Bir diğer deyişle: Kanser, Darwin'in (evrim kuramının kurucusu) yasalarının, bedenin içinde, milimetrik ölçekte yürüyen hâlidir.

⚠️ Dürüstlük Molası: "Evrim" kelimesi burada mecaz değildir; ama "kanser bir evrimsel süreçtir" cümlesi, "kanser tedavi edilemez" anlamına da gelmez. Evrimsel süreç, müdahaleye açıktır — sonraki bölümlerde göreceğimiz tedavi silahlarının tamamı, tam da bu evrimin "rüzgârını" değiştirmek içindir. Tanım, umudu öldürmek için değil, tedavinin neden bu kadar zor olduğunu açıklamak için var.

Altı kötülük

Bir kanser hücresinin "kanser" sayılabilmesi için öğrenmesi gereken beceriler vardır. Bu becerilerin listesini 2000'de, Cell dergisinde (dünyanın en saygın hücre bilimi dergisi) iki araştırmacı — Douglas Hanahan ve Robert Weinberg — on iki "başlık" olarak yayımladı: "Kanserin Hallmark'ları" (karakterleri, ayırt edici özellikleri). Altı tanesi "kötülük", biri "yardımcı suç ortağı"dır. Onları, sıradan Türkçeyle, birer başlık altında sayalım:

1. Kendi büyüme sinyalini üretme. Normal hücre, dışarıdan "büyü" komutu gelirse büyür; komut kesilirse durur. Kanser hücresi, komutu kendisi üretir: Ben zaten büyüyorum, komuta gerek yok. (Tıbbi ad: sürdürülebilir büyüme sinyali.)

2. Frenlere direnme. Bedende "dur, yeter" diyen sinyaller vardır (büyümeyi baskılayanlar). Kanser hücresi, o sinyalleri görmezden gelir: Fren mi? Ben fren bilmem.

3. Ölümü reddetme. Normal hücre, yaşı gelince ya da hasarı çok olunca aptoz (programlanmış hücre ölümü — bedenin "kendi kendini temizleme" sistemi) yoluyla ölür. Kanser hücresi, o emri alır ve uymaz: Ölüm emri? Benden geçerli değil.

4. Ölümsüzleşme. Normal insan hücresi, sınırlı sayıda kez bölünür (yaklaşık elli-yetmiş; telomer — kromozomun ucundaki koruyucu kapak — her bölünmede kısalır, kısalınca hücre "emekli olur"). Kanser hücresi, telomerleri onaran bir enzimi (telomeraz) yeniden açar: Emeklilik yok.

5. Kendi damarlarını döşeme. Bir kitle büyüdükçe oksijen ve besine ihtiyaç duyar; normal doku, "damar döşemek" için izin bekler. Kanser hücresi, anjiojenez (yeni kan damarı oluşumu) sinyalleriyle kendi besleme hatlarını kurdurur: Suyu getirin, ben burada kalıyorum.

6. Yerinden kıpırdanma (invazyon ve metastaz). Kanser hücresi, olduğu yere yapışık kalmaz; komşu dokuyu ısırır (invazyon — dokuya sinme), kana veya lenfe (bağışıklık sisteminin sıvı yolu) karışır ve başka bir organda koloni kurar (metastaz).

Ve suç ortağı: genom kararsızlığı (genom = hücrenin tamamı kodu). Kanser hücresi, kopya alırken sürekli hata yapar; hataların bir kısmı avantaj sağlar, avantajlı olanlar çoğalır. Bu yüzden her kanser, hastadan hastaya — hatta aynı hastanın içinde bile — farklılaşır. Bu, "bir hastalık mı, yüzlercesi mi?" sorusunun kısa cevabıdır: Cevap, ikincisi. Meme kanseri diye tek bir hastalık yoktur; meme kanserleri vardır. Ve "yüzlerce"yi, iki dille de söyleyelim: Kanser, istatistikçilerin saydığı başlıca yarım düzine (30'u aşkın) farklı histolojik (hücre yapısına göre sınıflandırılmış) türe yayılır.

1956: Bir fizikçinin mirası, bir metabolizma tartışması

Ve şimdi işin tuhaf tarafı: Kanser hücresinin en eski "tuhaflığı" 1956'da, bir fizikçi-hekim tarafından ölçülmüştü.

Otto Warburg (1883-1970) — 1931'de hücre solunumu üzerine Fizyoloji veya Tıp Nobel Ödülünü almış, kanserin solunum biçimini ölçen Alman araştırmacı. 24 Şubat 1956'da, Science dergisinde (dünyanın en eski ve en saygın bilim dergilerinden) bir makale yayımladı: "On the Origin of Cancer Cells" — "Kanser Hücrelerinin Kökeni Üzerine." (— Warburg, Science, 1956)

Makalenin iddiası şuydu: Normal hücre, oksijenle, sakin, verimli bir solunum yapar. Kanser hücresi, oksijen olsa bile, onu kullanmaz; fermantasyonu (oksijensiz, verimsiz, hızlı bir enerji yolunu) tercih eder. Yani kanser hücresi, oksijen varken bile "boğulmuş gibi" yaşar. Warburg, makalenin sonunda, bu bölümün ilk sayfasındaki cümleyi kurar: Tartışma çağının sonu.

Ve 67 yıl sonra, 2023'te, Cell dergisinde bir makale daha: "What is cancer metabolism?" — "Kanser metabolizması nedir?" (— Finley, Cell, 2023, Leading Edge Review). Kanser metabolizması — yani kanser hücresinin ne yediği, ne içtiği, nasıl enerji ürettiği — hâlâ masada. 1956'nın sorusu, 2023'te hâlâ açılmamış bir dosya. Bu, bilimin nasıl çalıştığını gösteren en dürüst cümledir: Bir soru, altmış yedi yılda kapanmaz; çünkü hastalık da kapanmaz, değişir.

⚠️ Dürüstlük Molası: Warburg'un "kanser, oksijensizliğin hastalığıdır" tezi, 1956'da iddialıydı; bugün, "kanser metabolizmasının tek açıklaması Warburg etkisidir" demek, bilimsel olarak desteklenmez. Kanser metabolizması çok katmanlıdır (Finley, 2023). Bu bölümde Warburg'u, "tartışmayı başlatan" olarak — ve kendi cümlesiyle — anıyoruz; "kanıt" olarak değil. Fark, her şeydir.

"Tek neden" kavgası

Peki, kanserin bir "nedeni" var mı — tek bir? 2016'da bir editoryal yazı, soruyu masaya koydu: "What Is the Main Cause of Cancer?" — "Kanserin Asıl Nedeni Nedir?" (— López-Lázaro, 2016)

Cevap, kısa: Bulunamadı. Virüsler mi (bazı kanserler virüslere bağlı: insan papillomavirus — HPV — rahim ağzı kanserinin bilinen nedenidir; hepatit B ve C virüsleri karaciğer kanseriyle bağlantılıdır)? Kimyasallar mı (tütün, alkol, bazı endüstriyel maddeler)? Mutasyonların birikimi mi (rastgele yazım hataları)? Bağışıklığın uykusu mu? Tüm cevaplar "parça cevap"tır. Kanser, çok nedenli (multifaktöriyel) bir hastalıktır: birden fazla nedenin, doğru zamanda, doğru hücresinde birleşmesiyle ortaya çıkar.

Bu, korkutucu bir cümle değil; özgürleştirici bir cümlüdür. Çünkü "tek neden" olsaydı, kanser ya herkeste olurdu ya kimse de olmazdı. Çok nedenli olması, bir nedenin de sizin elinizde olabileceği anlamına gelir: tütün, alkol, çok sıcak içecek, obezite — bunların her biri, kanserin "neden" listesinden birer karedir ve her biri, kısmen, sizin elinizdedir. (Bu listeye, Türkiye sahnesiyle, Bölüm 5'te döneceğiz.)

Toparlayalım

Kanser, bir hastalık değil; bir süreçtir. Bedendeki hücrelerin, DNA'sındaki yazım hatalarıyla kazanmaya başladığı, evrimsel bir kapışmadır. Altı beceri öğrenir (büyü, diren, ölme, ölümsüzleş, damar döşe, kıpırda); bir suç ortağı vardır (genom kararsızlığı); ve 1956'dan 2023'e, "ne yediği" hâlâ soru işaretidir. Ve "bir hastalık" değildir: Yüzlercesi vardır. Hangilerinin haritası? Bir sonraki bölümün... değil, aslında Bölüm 4'ün konusu. Ama önce, insanın bu hastalığı ne zaman "görmeye" başladığına bakalım.

Bölüm 3: Ne Zaman Anladık? — Kanseri ilk kez ne zaman "gör"dük?

Bölüm 3 — NE ZAMAN ANLADIK?

Bu bölümün sorusu: Kanseri ilk kez ne zaman "gör"dük?

MÖ 1550: "Tedavi yok" yazan kağıt

Gözlerinizi kapatın ve MÖ 1550 civarındaki bir Mısır'a bakın. Papirüs kâğıdı, saz bitkisinden yapılır; ve Mısır'ın en ünlü tıp papirüslerinden biri — Ebers Papirüsü — bugün, kanserin "en eski yazılı kaydı" sayılan satırları taşır: meme üzerindeki şişliklerin, kitlelerin tarifleri. Ve en acı satır: bazı reçetelerde, tedavi için "bunu yap" değil, "bunun için bir şey yok" (İngiliz çevirilerindeki deyişle: "for this there is nothing") yazmıştır. (— Atıcı, Tıp Tarihinde Kanser ve Lösemi; Ebers Papirüsü'ne atıf — yayına hazırlıkta satırın tam metni teyit edilecektir.)

Düşünün: Beş bin yıl önce, bir hekim, bir tümör karşısında kalemiyle "bilmiyorum" yazdı. Ve o "bilmiyorum", tıbbın beş bin yıllık ilk sayfasıdır.

MÖ 400: Yengeç ve siyah safra

Hipokrat çağında — MÖ 400 civarı — "görmek" hâlâ yüzeyseldi: bedene girilemiyordu (cerrahi, ilkelliğini koruyordu; otopsi — ölünün kesilmesi — yasaktı, çünkü beden kutsal sayılıyordu). Hastalık, bedenin içinde değil, bedenin dengesizliğinde aranıyordu: dört safra kuramı (tıp tarihinde "humoral" tıp: bedenin kan, balgam, sarı safra ve siyah safra diye dört sıvısının dengede olması gerektiği inancı). Kanser, siyah safranın (kara safra) taşmasıydı: vücutta bir "zehir birikintisi."

Bu, yanlış bir açıklama mıydı? Evet — ama yanlış olduğu için değersiz değildi. Çünkü Hipokrat'ın yöntemi, açıklamasından daha kalıcıydı: Gözlemle, kayıt et, tahmin yürütme. "Siyah safra" sonradan çöpe atıldı; "gözlemle ve yaz" cümlesi, tıbbın 2.400 yıllık altyapısı oldu. (— Atıcı; Hipokrat'a atıflar genel tarih kaynaklarından.)

Dürüstlük Kaydı: Hipokrat'ın "kanser" kelimesini kullandığı ve tümörleri tarif ettiği, tıp tarihindeki standart anlatıdır; ama Antik metinlerin tümü günümüze ulaşmadığı için, "tam olarak ne yazmıştı" sorusunun kesin cevabı, papyrus'lerin çeviri tartışmalarıyla birlikte, araştırma alanıdır. Metin, "kabul edilen anlatı"yı aktarır.

1858: Mikroskop, "hücre"yi görür

Kırılma, 19. yüzyılda gelir — ve kırılmanın adı, bir alettir: mikroskop.

İki isim öne çıkar. Birincisi: Rudolf Virchow (1821-1902) — Alman patolog (hastalıklı dokuyu inceleyen bilim dalının hekimi). 1858'de, "hücre patolojisi" adını verdiği devrimi öne sürdü: Her hastalık, bir hücre hastalığıdır. Kanser, artık "siyah safra" değil, dönüşmüş hücrelerin hastalığıdır. İkincisi: Johannes Rokitansky (1804-1878) — Viyana'da, ölülerin içini binlerce kez kesen, bulgularını sayfalarca yazan "otopsi imparatoru." Virchow'un mikroskobu, Rokitansky'nin makasının çocuğudur: Biri "bedenin haritasını" çizdi, diğeri "haritadaki noktayı" büyüttü.

Bu, "görme"nin ikinci merhalesidir: Artık kanser, bir "safra dengesizliği" değil, gözle görülmüş (mikroskopla) bir hücre topluluğudur. Adını — "kanser" — hâlâ taşıyordu; ama içeriği değişmişti. Yengeç, artık bir benzetme değil, bir hücre tiyatro ekibiydi.

1931 ve 1956: İki Nobel, bir tartışma

20. yüzyılın ilk yarısında iki sahne daha. 1931: Otto Warburg, hücre solunumu üzerine Nobel alır (Fizyoloji veya Tıp) — ama o, asıl ilgisinin kanserin solunumu olduğunu henüz "kanıt" olarak sunmamıştır. 1956: Warburg, Science dergisinde, "kanser hücresi fermenter" (oksijensiz yaşar) iddiasını kesin dille koyar. (— Warburg, 1956 — Bölüm 2'de açtık.)

1931'den 1956'ya: Bir ödül, bir tartışma. Ve 1956'nın tartışması, 2023'te (Finley) hâlâ masadadır. Bilim, böyle "kapanmaz"; bilimin "açık kalma" biçimi budur.

1950'ler: "Kim ve neden" sayılmaya başlar — Epidemiyoloji doğar

Ve 20. yüzyılın ikinci yarısında, kanserin "ne olduğu" kadar "kimde ve neden olduğu" da anlaşılmaya başlandı. Bu alanın adı: epidemiyoloji (bir hastalığın bir toplumda kimlerde, neden, ne sıklıkla görüldüğünü sayan bilim).

Bu alanın kurucu babası sayılan isimlerden biri: Sir Richard Doll (1912-2014) — İngiliz istatistikçi-hekim. 1950'lerde, tütün içen binlerce hekimi yıllarca izleyerek, tütün ile akciğer kanseri arasındaki ilişkiyi (Arthur Hill ile birlikte) istatistiksel olarak kanıtladı — tıbbın en büyük "görme"lerinden biri: Bir alışkanlığın, bir organı öldürdüğünü sayıyla görmek. (— Doll, The Epidemiology of Cancer, 1980 — "kanser epidemiyolojisi uzun bir tarihe sahiptir; laboratuvar hayvanlarında hastalık üretim teknikleri bulunmadan önce bile, kanserin birkaç nedenini ortaya çıkardı.")

Ve Doll, bir sonraki sayfa için rakamını hazır eder: Kendisiyle (ve Richard Peto ile birlikte) 1981'de yayımladığı tahminde, kanser ölümlerinin büyük çoğunluğunun (İngiltere'de yaklaşık yüzde 87) çevresel — yani büyük ölçüde önlenebilir — faktörlerden kaynaklandığını yazdılar. (— Doll & Peto, The Lancet, 1981 — sayfa ve yüzde, yayına hazırlıkta teyit edilecektir.) Bu rakam, bu eserin "Neden Şimdi?" (Bölüm 5) sahnesinin taşıyıcısı olacaktır: Kanser, kader değildir; ama kader gibi davranır, çünkü "çevresel" kelimesi, sizin mutfağınızı da içerir.

⚠️ Dürüstlük Molası: "Yüzde 87 önlenabilir" cümlesi, bir umut cümlesi değildir; bir tahmin cümlesidir. Çevresel faktörlerin ağırlığını, bir toplumda (İngiltere) ve bir tarihte (1981) sayan bir modeldir. Sizin mutfağınıza, annenizin çayına, tütün alışkanlığınıza birebir uygulama, "bu yüzden kanser oldum/olmayacağım" sonucuna varmanızı sağlamaz. Rakam, "çok şey elinizde" der; "her şey elinizde" demez. İkisini karıştırmayın.

Toparlayalım

Beş bin yıllık bir "görme" tarihi:

- MÖ 1550 (Mısır): "Bunun için bir şey yok" — ilk kayıt, aynı zamanda ilk çaresizlik.

- MÖ 400 (Yunanistan): Yengeç benzetmesi + siyah safra — yanlış neden, doğru yöntem.

- 1858 (Almanya): Mikroskop + hücre — kanser, artık "hücre"dir.

- 1931-1956 (Almanya): Nobel + Warburg — solunum tartışması, 2023'e kadar açık kalır.

- 1950'ler (İngiltere): Epidemiyoloji — "kim ve neden" sayılmaya başlar; "önenebilir" cümlesi, sayıyla ilk kez kurulur.

Ve insan, beş bin yılda, kanseri beş kez "gördü" — her seferinde daha yakından, daha net, ve her seferinde daha korkunç: çünkü her "görme", bir "tedavi" kapısını da araladı. Peki, kaç tür var, harita neye benziyor? Ona — Bölüm 4: Harita.

I. KISIM SONU

Sonraki kısım (II): Görmenin Sanatı — Tanı nasıl konur, rapor nasıl okunur, "evre" ne demektir, doktorun söylediği kelime ne taşır.

KAYNAKÇA — I. KISIM

A. Kelime ve tarih

- Schram, F.R. & Ng, P.K.L. (2012). "What is Cancer?" Journal of Crustacean Biology, 32(4), 665-672. → Bölüm 1. Kelimenin yengeç kökeni; yengeç dergisinde kanser makalesi sahnesi.

- Atıcı, E. "Tıp Tarihinde Kanser ve Lösemi (Cancer and Leukemia in the History of Medicine)." Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı. → Bölüm 1 ve 3. Antik kayıtlar (Ebers Papirüsü, çivi yazısı tabletler, Galen). (Yayına hazırlıkta dergi/tam atıf bilgileri eklenecektir.)

- Doll, R. (1980). "The Epidemiology of Cancer." Cancer (derleme). → Bölüm 3. Epidemiyolojinin uzun tarihi; tütün-akciğer sahnesi.

- Doll, R. & Peto, R. (1981). "The causes of cancer: quantitative estimates of avoidable risks in the United Kingdom population." The Lancet. → Bölüm 3. "Ölenebilir risklerin çoğunluğu çevreseldir" tahmini (yüzde 87). (Sayfa/kesin yüzde, teyit edilecektir.)

B. Tanım, mekanizma ve metabolizma

- Brown, J.S., Amend, S.R., Austin, R.H., Gatenby, R.A., Hammarlund, E.U. & Pienta, K.J. (2023). "Updating the Definition of Cancer." Molecular Cancer Research. → Epigraf + Bölüm 2. "Evrimsel süreç" tanımı.

- Hanahan, D. & Weinberg, R.A. (2000). "The Hallmarks of Cancer." Cell, 100, 57-70. → Bölüm 2. Altı beceri (hallmark) + genom kararsızlığı.

- Warburg, O. (1956). "On the Origin of Cancer Cells." Science, 123(3191), 303-305. → Epigraf + Bölüm 2 ve 3. Fermentasyon (Warburg) etkisi; "tartışma çağının sonu" cümlesi.

- Finley, L.W.S. (2023). "What is cancer metabolism?" Cell (Leading Edge Review). → Bölüm 2. 1956↔2023 sahnesi; kanser metabolizmasının güncel hâli.

- López-Lázaro, M. (2016). "What Is the Main Cause of Cancer?" (editoryal). Cancers. → Bölüm 2. "Tek neden" kavgası; çok nedenli (multifaktöriyel) tablo.

Yorum Gönder

0 Yorumlar