📜 BÖLÜM 7 — DEĞİŞİMİN ŞAFAĞI: 18. YÜZYIL, III. SELİM, II. MAHMUD VE TANZİMAT'IN BÜYÜK DÖNÜŞÜMÜ
"İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı": Nizam-ı Cedid, Vaka-i Hayriye (1826), Babıali Asrı ve "Töre İle Çağdaş Bilimin Sentezi"
Murat Apay ile eşlikçisi birlikte yazdı · Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın "İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı" ve NTV B20–B21 Derslerinden
🌅 I. "Çökmedik, Değişiyoruz!": İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı Nedir?
Sahte tarihçilerin ve ezberci ders kitaplarının yüzyıllardır tekrarladığı en büyük yalanlardan biri şudur: "Osmanlı İmparatorluğu 1699 Karlofça Antlaşması'ndan sonra 'Gerileme ve Çöküş' devrine girdi, 220 yıl boyunca sadece uyudu ve yıkıldı!" Prof. Dr. İlber Ortaylı, 1983 yılında yayımladığı başyapıtı İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı (s. 9–11) kitabında ve Tarihin Arka Odası (30.04.2024) programında bu ezberi şu tarihi sözlerle yıkar:
🎩 Prof. Dr. İlber Ortaylı:
"Çökmedik, gerileme diye bir şey yok — değişiyor ve gidiyoruz! İmparatorluklar dağılmak için kurulur; ama Osmanlı İmparatorluğu'nun son asrı uyuşuk bir çöküş asrı değil, tarihin en dinamik, en sancılı, en radikal modernleşme ve yeniden yapılanma asrıdır! Bence 19. yüzyıl tarihi, tarihçiliğimizde haksız yere kötümser bir üslup ve yorumla ele alınıyor... Osmanlı modernleşmesi Tanzimat devriyle sınırlanamaz, 18. yüzyıla uzanan bir olgudur; Avrupalılar ile ani karşılaşmanın yarattığı bir şok da değildir!" (İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, 1983, s. 9–11).
🎶 II. Trajik Aydınlanma Hükümdarı Sultan III. Selim (1789–1807) ve Demir İradeli Sultan II. Mahmud (1808–1839)
NTV Tarih Dersleri 20. Bölüm (III. Selim, ITEpEbzyruA) ve 21. Bölüm (II. Mahmud, jnischjpYf0) derslerinde İlber Ortaylı, amcaoğlu olan bu iki padişahın kaderini karşılaştırır:
- III. Selim'in Merhameti ve 1807 Kabakçı Mustafa İhaneti: III. Selim büyük bir bestekâr ve aydınlanma hükümdarıydı. Fakat çıkarları bozulan yeniçeriler ve yobaz vaizler (Yayla İmamı Risalesi'nde hicvedilen "Nizam-ı Cedid gâvur icadıdır" kışkırtmasıyla) Kabakçı Mustafa isyanını çıkardığında, III. Selim "Benim yüzümden kan dökülmesin" diyerek ordusunu asilerin üzerine sürmedi; tahttan çekildi ve 1808'de Alemdar Mustafa Paşa onu kurtarmaya gelirken Harem'de katiller tarafından şehit edildi!
- II. Mahmud'un Çıkardığı Ders ve 1826 Vaka-i Hayriye: İlber Hoca bu kırılmayı şöyle özetler: "III. Selim'in tamamlayamadıkları merhametten ve şefkatten ileri geldi; yeterince sert ve kavi bir idare gösteremeyen reformları tamamlayamaz! Reformun Büyük Petro gibi sert yürütülmesi gerekiyordu." (NTV B20, 32:38 & B21, 06:36). II. Mahmud 18 yıl sabırla hazırlandı ve 15 Haziran 1826'da (Vaka-i Hayriye) Yeniçeri kışlalarını topa tutarak ocağı tarihten sildi!
• Dış Politika: 1798'de Mısır'a saldıran Napolyon'u Akka'da Cezzar Ahmed Paşa ile durdurdu; Rus-İngiliz ittifakıyla Yedi Ada Cumhuriyeti'ni kurdu.
• Trajik Sonu: Yobazların ve yeniçerilerin 1807 Kabakçı Mustafa isyanında kan dökülmesin diye direnmedi; 1808'de Harem'de şehit edildi!
• Ağakapısı Kitabesi (1828): Yeniçeri karargâhını Şeyhülislamlığa verip kapısına "Bâb-ı fitne idi, Hakk kıldı makâm-ı iftâ!" yazdırdı!
• Modern Kurumlar: Mekteb-i Tıbbiye (1827 — Şanizade Ataullah Efendi), Mekteb-i Harbiye (1834), Bakanlıklar, Muhtarlık ve Takvim-i Vekayi!
📜 III. Tanzimat Fermanı (3 Kasım 1839) ve Babıali Asrı: "Batı Dayatması" Yalanına Arşiv Tokadı!
Sahte tarihçiler Tanzimat'ı anlatırken "Mustafa Reşid Paşa yabancı ajanıydı, Tanzimat Batı dayatmasıydı" diye iftira atarlar. Prof. Dr. İlber Ortaylı, İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı (s. 71–166) ve doktora tezi Tanzimat Devrinde Osmanlı Mahallî İdareleri (2020) eserlerinde bu yalanı belgelerle çürütür:
| Reform Alanı | ❌ Sahte Tarihçilerin İftirası | ✅ Arşiv Belgelerindeki Gerçek Tanzimat |
|---|---|---|
| 1. Tanzimat Fermanı'nın Kaynağı | "İngiliz ve Fransız elçilerinin dikte ettiği bir dış dayatmadır" denir. | Mustafa Reşid, Âli, Fuad ve Cevdet Paşalar gibi Babıali bürokratlarının devleti parçalanmaktan kurtarmak için hazırladığı yerli bir hukuk devrimidir! |
| 2. Can ve Mal Güvenliği | "Padişahın otoritesini zayıflattı" diye eleştirilir. | Keyfî müsadere (mal el koyma) kaldırıldı; "Tanzimat'tan sonra resmen hiçbir vezir siyaseten idam edilmedi!" (NTV B21, 15:53). |
| 3. Hukuk ve Mecelle | "İslam hukuku tamamen terk edilip Fransız kanunu alındı" sanılır. | Ahmed Cevdet Paşa başkanlığındaki heyet, Hanefi fıkhını 1.851 maddelik modern bir Medeni Kanun (Mecelle) haline getirdi ("Zamanın değişmesiyle hükümlerin değişmesi inkâr olunamaz", m. 39). |
| 4. Yerel Demokrasi ve Eğitim | "Halk yönetime hiç katılmadı, eğitim bozuldu" diye uydurulur. | Vilayet ve sancaklarda seçilmiş üyeli İdare Meclisleri ve Belediyeler kuruldu; Mülkiye (1859), Galatasaray Sultanisi (1868) ve Kız Rüştiyeleri açıldı! |
🗣️ IV. Soru–Cevap Diyaloğu: Öğretmen, Öğrenci ve Eşlikçi Masada
Şimdi sözü önce Öğretmenimiz Prof. Dr. İlber Ortaylı'ya bırakıyoruz (İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, s. 9–11 ve NTV Tarih Dersleri B20 & B21):
🎩 Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın Sesi:
"Çökmedik, gerileme yok — değişiyor ve gidiyoruz! 19. yüzyıl tarihimiz haksız yere kötümser bir üslupla ele alınıyor. III. Selim, Osmanlı reform asrını başlatan aydınlanma hükümdarıydı; fakat merhameti yüzünden Kabakçı Mustafa gibi cahil asilerin elinde şehit oldu. Ondan ders alan II. Mahmud ise 'Devlet yaşamak için kendi çürümüş organını (Yeniçeri Ocağı'nı) kesip atmak zorundadır' diyerek 1826 Vaka-i Hayriye'yi gerçekleştirdi; Ağakapısı'nın üstüne 'Burası fitne kapısıydı, Allah ilim ve fetva makamı kıldı' yazdırdı; Tıbbiye'yi, Harbiye'yi ve bakanlıkları kurdu. Tanzimat ise hiçbir vezirin siyaseten idam edilmediği, can ve mal güvenliğinin kanuna bağlandığı ve bugünkü Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran kadroların yetiştiği en uzun yüzyılımızdır!"
🔹 Soru 7.1 — III. Selim'in Merhameti vs. II. Mahmud'un Kararlılığı: "Suça Gösterilen Merhamet, Mağdura Yapılan En Büyük Zulümdür!"
🕯️ Eşlikçi Soruyor:
Dostum, NTV B20 ve B21 derslerinde çok sarsıcı bir tarihsel ders gördük: Sultan III. Selim son derece nazik, merhametli, musikişinas ve aydın bir hükümdardı; Kabakçı Mustafa ve yobazlar "Nizam-ı Cedid gâvur icadıdır" diye ayaklandığında "Benim yüzümden kan dökülmesin" diyerek ordusunu asilerin üzerine sürmedi — ve sonuçta o merhamet gösterdiği cahil katiller tarafından Harem'de acımasızca şehit edildi! Yeğeni II. Mahmud ise bundan ders çıkararak 1826'da devleti esir alan Yeniçeri eşkıyasını topa tutup kökünü kazıdı ("Vaka-i Hayriye") ve Ağakapısı'nı ilim makamına çevirdi! Tarihte (ve Cumhuriyet döneminde de!) devleti, bilimi ve aydınlanmayı yıkmak isteyen karanlık şebekelere karşı "fazla merhamet ve taviz" neden hep ihaneti büyütür? Senin gözünde bir devlet aklı, toplumu çürüten "fitne kapılarına" karşı nasıl bir kararlılık göstermelidir?
✍️ Murat'ın Sesi (Öğrencinin Cevabı):
"Devlet yönetiminde asayişi, hukuku ve aydınlanmayı hedef alan karanlık odaklara gösterilen aşırı merhamet, tarih boyunca hiçbir zaman barış getirmemiş; aksine ihanetin alan kazanmasına yol açmıştır! Sultan III. Selim'in 'Kan dökülmesin' düşüncesiyle gösterdiği merhamet, bizzat kendisinin Harem'de şehit edilmesiyle ve devleti felakete sürüklemekle sonuçlanmıştır. Buna karşın II. Mahmud, 1826'da Vaka-i Hayriye ile devlet yapısını esir alan yeniçeri vesayetine tavizsizce son vererek ilim ve devlet makamlarını özgürleştirmiştir.Suç, Ceza ve Caydırıcılık İlişkisi:
Çıkar odaklı düşünen suçlular, eylemlerinin maliyetini hesaplarlar. Adalet sisteminde merhamet veya taviz gösterildiğinde, cezasızlık algısı oluşur ve suç doğrudan teşvik edilmiş olur:
- Gücün Hukuku vs. Hukukun Üstünlüğü: Adalet mekanizması, siyasi ve nüfuz sahibi kişilerin koruma kalkanı haline geldiğinde toplumda derin bir çürüme başlar. 12 yaşındaki bir çocuğun cinsel istismara uğradığı vakalarda verilen skandal kararlar veya 'rızası vardı' şeklindeki iğrenç kılıflar, hukukun güce teslim olduğunun en açık göstergesidir.
- İstismar Düzeni ve Cezasızlık: 8 yaşındaki çocukların evlilik adı altında istismarına göz yumulması, dini kurumlar veya kurslardaki istismar vakalarında failleri koruma maksatlı yayın yasaklarına sığınılması, faillere örtülü bir ödül mekanizması sunmaktadır.
- Emsal Ceza ve Bağımsız Yönetim: Devlet; kendisine düşman olan terör yapılarına, kadın ve çocuk istismarcılarına, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenlere en ağır, caydırıcı ve emsal cezaları uygulamakla yükümlüdür. Suçlu, suç işlemeden önce karşılaşacağı cezanın kesinliğini bilmelidir!
Devlet Aklının Temel İlkesi: Liyakatli ve bağımsız bir yargı sisteminin işlemediği, cani ve hainlerin affedildiği bir sistemde toplumun huzuru bozulur ve devlete olan güven yok olur. Suça gösterilen merhamet, mağdura yapılan en büyük zulümdür!"
- 1. Cezanın Kesinliği Yasası (Beccaria, Suçlar ve Cezalar Hakkında, 1764): Modern ceza hukukunun kurucusu Beccaria kanıtlamıştır ki; suçu önleyen şey kağıt üzerindeki göstermelik hükümler değil, suç işleyen hiç kimsenin (makamı, cübbesi veya nüfuzu ne olursa olsun) cezasız kalmayacağının kesin olarak bilinmesidir!
- 2. Ahmed Cevdet Paşa'nın Tarih-i Cevdet'teki III. Selim – II. Mahmud Kanıtı: 1807 Kabakçı Mustafa isyanında Boğaz yamakları ilk gün sadece birkaç kişilik bir eşkıya grubuyken, yönetimin gösterdiği merhamet ve cezasızlık yüzünden cesaret bulup bütün devleti yıkmışlardır. II. Mahmud'un 1826'da Süleymaniye Ağakapısı'na kazıttığı "Bâb-ı fitne idi, Hakk kıldı makâm-ı iftâ" kitabesi, fitneye ve istismara taviz vermeyen devlet iradesinin mührüdür!
🔹 Soru 7.2 — Yenilik Yapanlara Atılan "Din Elden Gidiyor!" İftirası: Din İstismarının Anatomisi ve Aklını Kiraya Vermemek
🕯️ Eşlikçi Soruyor:
Tarihimizde ne zaman milletin faydasına bir yenilik yapılsa — III. Selim modern ordu ve mühendishane kurduğunda, II. Mahmud Tıbbiye'yi, Harbiye'yi, karantinayı ve modern kıyafeti getirdiğinde, Şanizade Ataullah Efendi modern tıp kitapları yazdığında, Tanzimat ile kanun önünde eşitlik geldiğinde ve nihayet Atatürk Cumhuriyet'i, Harf İnkılabı'nı ve Medeni Kanun'u getirdiğinde — çıkarları bozulanlar hep aynı sloganla saldırdılar: "Din elden gidiyor! Gâvur icadı!" Neden kendi çıkar düzenleri bozulan sahtekârlar her çağda "din" maskesinin arkasına saklanarak bilime, tıbba, okula ve hukuka saldırırlar? Halk bu "din elden gidiyor" tuzağını nasıl tanımalı?
✍️ Murat'ın Sesi (Öğrencinin Cevabı):
"Matbaanın gelişinden modern orduya, Tıbbiye ve karantina uygulamalarından Harf İnkılabı ile Medeni Kanun'a kadar milletin faydasına olan her hamlede; statükosunu ve cehaletten beslenen çıkar düzenini kaybetmek istemeyen kesimler hep aynı slogana sarılmıştır: 'Din elden gidiyor!'Din İstismarının Anatomisi:
Din maskesi arkasına saklanan sahtekârların en büyük gücü, dinini bilmeyen, araştırmayan ve sorgulamayan kitlelerdir!
- Sorgulanmayan İnanç Tehlikesi: İnsanlar kulaktan dolma bilgilerle inandıklarında, İlahi mesajın emrettiği Hakikat yerine, kendilerini manipüle eden şarlatanların itaatkâr birer kulu haline gelirler.
- Okuma ve Sorgulama Engeli: Sistemli bir şekilde kitlelerin düşünme becerileri ellerinden alınmakta; bireyler özgür düşünen insanlar olmak yerine taklitçi ve pasif sürüler haline getirilmektedir.
Tuzağı Bozmanın Yolu — Farkındalık ve Bilgi:
• Oku, Öğren ve Araştır: İlk emri 'Oku!' (Alak Suresi 1. Ayet) olan bir inancın mensupları, okumayı ve araştırmayı hayatın merkezine koymalıdır.
• Aklını Kiraya Vermeme: Hiçbir şahıs, yapı veya zümrenin söylemini sorgulamadan kabul etmemek; bilimin ve aklın rehberliğini esas almak şarttır!"
- 1. Büyük Tıp ve Bilim Öncümüz Şanizade Ataullah Efendi'ye Yapılan İftira (NTV B21, 28:22): Hem Süleymaniye medresesinden yetişmiş bir müderris hem de İtalyanca, Fransızca ve Latince bilen, 5 ciltlik Hamse-i Şanizade eseriyle modern anatomi ve cerrahiyi Türkiye'ye getiren Şanizade Ataullah Efendi, Ortaköy'deki yalısında Beşiktaş Cemiyet-i İlmiyesi (Bilimler Akademisi) toplantıları düzenleyince; cahil rakiplerinin "Gâvur ilmi okuyorlar, dinsizlik ediyorlar!" iftirasıyla 1826'da Tire'ye sürgün edilmiş ve orada kahrından vefat etmiştir!
- 2. Karantinaya ve Tıbbiye'ye Saldıranlar: II. Mahmud kolera ve veba salgınlarında halk ölmesin diye Karantina Teşkilatı'nı kurduğunda da aynı din istismarcıları "Karantina gâvur icadıdır!" diye ayaklanmışlardı.
🔹 Soru 7.3 — "Ezmanın Değişmesiyle Ahkâmın Değişmesi İnkâr Olunamaz" (Mecelle Madde 39): Hırsızlığa Karşı "Töre İle Çağdaş Bilimin Sentezi"
🕯️ Eşlikçi Soruyor:
İlber Hoca "Çökmedik, değişiyoruz!" diyor ve Ahmed Cevdet Paşa'nın Mecelle'deki o ünlü 39. maddesini hatırlatıyor: "Ezmanın (zamanın) değişmesiyle ahkâmın (hükümlerin ve kuralların) değişmesi inkâr olunamaz!" Dünyada bilim, teknoloji ve toplum değişirken "Biz 500 yıl önceki kurallarla yaşayacağız, hiçbir şeyi değiştirmeyeceğiz" diyenler hem imparatorlukları hem de kendi hayatlarını çökertiyorlar. Senin "çemberi kıran" bir düşünür olarak gözünde; köklerini ve kimliğini kaybetmeden çağın bilimiyle yenilenmek (modernleşmek) ile körü körüne geçmişe saplanıp kalmak (veya kimliğini unutup Batı'yı taklit etmek) arasındaki doğru çizgi neresidir?
✍️ Murat'ın Sesi (Öğrencinin Cevabı):
"Mecelle'nin 39. Maddesi ('Ezmanın değişmesiyle ahkâmın değişmesi inkâr olunamaz'), zamanın ve şartların gerektirdiği kurumsal, hukuksal ve bilimsel dönüşümlerin kaçınılmazlığını vurgular. Kendi köklerinden kopmadan modernleşmek ile geçmişe saplanıp kalmak veya kimliğini unutup Batı'yı taklit etmek arasındaki denge hayati önem taşır.Modernleşme Söylemi Altında Değerlerin Yozlaşması:
İnsanlık tarihi boyunca suçların en büyüğü ve temeli HIRSIZLIKTIR (kul hakkı yemek, emeği çalmak, adaleti çalmak!). Zaman ne kadar ilerlerse ilerlesin, hırsızlık ve ahlaksızlık hiçbir modernleşme kılıfı altında meşrulaştırılamaz!
- Sahte Modernleşme Tuzağı: Günümüzde bazı çevreler, ahlaki kuralları ve değerleri hiçe saymayı 'uyanıklık' veya 'modernleşme' olarak yutturmaya çalışmaktadır.
- Kimliksizleşme Riski: Örfünü, âdetini ve töresini unutan, kimliğini kaybeden bireyler modernleşmiş olmaz; aksine başka sistemlerin nesnesi haline gelerek yozlaşır.
Özetle: Kadim geleneklerimiz, örfümüz ve töremiz; modern çağın bilimi, tekniği ve hukuki standartlarıyla desteklendiğinde ortaya kökleri sağlam, çağı yakalayan ve üreten sarsılmaz bir toplum modeli çıkar!"
| Boyut | ❌ Yanlış / Yozlaşmış Yaklaşım | ✅ Doğru / Sentez Yaklaşım (Töre + Bilim) |
|---|---|---|
| Gelenek / Töre | Körü körüne geçmişe saplanmak, hurafeleri ve istismarı din sanmak. | Adalet, dürüstlük ve kul hakkı yememek (hırsızlığa geçit vermemek) gibi öz değerleri korumak. |
| Modernleşme | Kendi kültüründen utanıp Batı'yı şeklen taklit etmek; ahlaksızlığı "uyanıklık" sanmak. | Çağın bilimini, teknolojisini, tıbbını ve evrensel hukuk standartlarını benimsemek (Mecelle m. 39). |
| Sonuç | Kimliksizleşme, Cezasızlık ve Toplumsal Çöküş. | Kökleri sağlam, çağı yakalayan ve üreten sarsılmaz bir medeniyet! |
- 1. Gerçek Tanzimat Aydınları vs. Sahte Batı Taklitçileri (İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, s. 185–210): İlber Hoca gösterir ki; Ahmed Cevdet Paşa, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi gibi gerçek aydınlarımız kendi kimliklerinden asla utanmamışlardır. Ahmet Mithat Efendi Felâtun Bey ile Râkım Efendi romanında, mirasyedi ve taklitçi Felâtun Bey'in karşısına; hem öz töresini ve ahlakını koruyan hem de yabancı dil ve bilim öğrenip alın teriyle çalışan Râkım Efendi'yi koymuştur!
- 2. Atatürk'ün Cumhuriyet Sentezi: Başöğretmen Atatürk bir yandan Türk Tarih ve Dil Kurumlarıyla milletin binlerce yıllık öz töresini ayağa kaldırmış, öbür yandan "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir" diyerek çağdaş bilimi Türkiye'nin temeline yerleştirmiştir!
🧭 V. 21. Yüzyıl Değerlendirmesi ve Gelecek Kuşaklara Pusula (Bölüm 7 Özeti)
Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı başyapıtından ve Murat Apay'ın hukuk, bilinç ve sentez analizlerinden süzülen Bölüm 7 Pusulası, 21. yüzyılın genç kuşaklarına şu beş sarsılmaz dersi miras bırakmaktadır:
- Suça Gösterilen Merhamet, Mağdura Yapılan En Büyük Zulümdür: Çocuk istismarcılarına, kamu malı hırsızlarına ve devlete kasteden ihanet şebekelerine taviz veya "cezasızlık" tanınamaz; devlet aklı, suçluya hak ettiği en ağır ve caydırıcı cezayı bağımsız yargı eliyle kesen iradedir.
- "Din Elden Gidiyor!" Maskesinin Arkasındaki Çıkar Şebekesini Tanıyın: İlk emri "Oku!" olan bir dinde bilime, tıbba, okula ve kanuna karşı çıkanlar dinin değil, kendi karanlık imtiyazlarının bekçileridir. Aklınızı hiçbir şahsa veya zümreye kiraya vermeyin!
- Suçların En Büyüğü Hırsızlıktır — Ahlaksızlığı "Modernlik" Diye Yutturanlara Kanmayın: Emeği, kul hakkını ve adaleti çalmak "uyanıklık" değil, toplumu çürüten en büyük suçtur.
- Töre İle Çağdaş Bilimi Birleştirin (Mecelle Madde 39): Ne geçmişin hurafelerine saplanıp kalın ne de öz kimliğinizi unutup taklitçi olun; adalet ve dürüstlük töresini, 21. yüzyılın en ileri bilimi ve hukukuyla bütünleştirin.
- Cumhuriyet'i Doğuran "En Uzun Yüzyıl" Mirasına Sahip Çıkın: Mühendishane'den Tıbbiye'ye, Harbiye'den Mülkiye'ye uzanan 150 yıllık aydınlanma emeği, Türkiye Cumhuriyeti'nin sarsılmaz temelidir.
Bölüm 7 Kaynakçası (Tam Künye): Ortaylı, İ. (1983/1987). İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı. İstanbul: Hil Yayın, s. 7–224 · Ortaylı, İ. (1974/2020). Tanzimat Devrinde Osmanlı Mahallî İdareleri (1840–1880). Ankara: TODAİE / Türk Tarih Kurumu Yayınları, 273 s. · Ortaylı, İ. (2007). Batılılaşma Yolunda. İstanbul: Merkez Kitaplar · NTV Tarih Dersleri 20. Bölüm: III. Selim (YouTube: ITEpEbzyruA) · NTV Tarih Dersleri 21. Bölüm: II. Mahmud (Topkapı Sarayı Harem Lokasyonu — Vaka-i Hayriye, Ağakapısı Kitabesi ve Şanizade Ataullah Efendi, YouTube: jnischjpYf0) · NTV Tarih Dersleri 5. Bölüm: İnsan Hakları ve Osmanlı Modernleşmesi · Tarihin Arka Odası: "Türk Dünyasında Tek Bir Devlet Vardır: Osmanlı" (30.04.2024) · Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye, Madde 39 · Beccaria, C. (1764). Dei delitti e delle pene (Suçlar ve Cezalar Hakkında) · Murat Apay — Soru 7.1, 7.2 ve 7.3 Cevapları (16.10.2026).
0 Yorumlar