Spartalı Khilon: ‘Kendini Bil’



Spartalı Khilon: ‘Kendini Bil’

Var mıdır kendini bilmekten daha önemli bir nitelik? Delfi'deki Apollon Tapınağı'nın üzerinde yazar Khilon’un ölümsüz sözleri 'GNOTHI SEAUTON:'KENDİNİ BİL

Kendini bilmek neden önemli? Sınırlarını bilen insan neler yapıp yapamayacağını bilir. Sınırlarını genişletmek, yapabilirliklerini arttırmak gibi çabalar içinde olması kendini geliştirmesi anlamına gelir. Keşfetmediği yönleri, varlığını hayal dahi edemediği becerileri olabilir; kendini bilmek, bunları keşfetmekle başlar. Potansiyelini bilmek ve yaptığı işlerde başarılı olmak insanı müthiş derecede tatmin eden birşeydir ancak kişi kendini bilmeli ve altından kalkamayacağı işlere girmekten de kaçınmalıdır.
Meşhur çocuk hikayeleri ve fabl yazarı Ezop’la ve Atinalı tiran Peisistratos’un babası Hipokrat’ın ahbabı Spartalı Khilon, Sparta’nın altın çağında, 6. yüzyılın ilk yarısında yaşamıştır. Aşırı disiplinli savaşçı bir toplum olarak tanınan Antik Sparta, ordu, eğitim, hukuk ve insan hakları alanlarında son derece gelişmiş bir şehir devlettir. Khilon, efor adı verilen ve her yıl demokratik bir sürecin sonucunda seçilen en yüksek dereceli beş yöneticiden biri olmuştur.
En Medeni Antik Kent: Sparta
Khilon’un bilgeliğini anlamak için bugün Yunanistan’ın güneyinde bulunan antik Sparta’yı tanımak gerekir. Sparta kayıt altına alınmış ilk demokrasidir, Atina’da demokrasinin uygulanmasından yaklaşık 200 yıl öncesinde Sparta’ya demokrasi hâkimdir. Vatandaşlar arasında daha eşit bir paylaşım sağlamak için toprak yasasında reformlara gidilmiş tek Yunan şehir devletidir.
Kadınlara mirastan yararlanma ve eğitim alma gibi temel hakların tanındığı tek Yunan şehir devleti Sparta’dır. Okul çağındaki kızlar, oğlan çocuklarla beraber okula giderler, hatta spor yaparlar. Yaşıtları erkek çocuklar gibi özgür bir şekilde yetiştirilirler. Yetişkin olduklarında ise, kendi ayaklarının üzerinde duran, ekonomik güce ve nüfuza sahip toplumda yer edinen kadınlar olurlar. Diğer Yunan şehirlerinin vatandaşları Spartalı kadınların skandal bir şekilde ‘fikir sahibi olduklarını’ bu da yetmiyormuş gibi, bu fikirleri topluluk önünde dile getirmekten çekinmediklerini söylemiştir. Üstelik kendi kocaları da fikirlerini dinler, saygı duyarmış! 
Sparta’nın devlet eğitim sistemi Plato ve Aristo gibi efsane filozoflar tarafından övülmüştür. Spartalıların eğitimi istisnai bir katılığa, dirence ve fiziksel güce dayanır. Kişinin kendi kendini yönetmesi, özgürlük ve sorumluluk gibi ilkeler eğitimin önemli bir parçasıdır.
Khilon Spartalıdır, ancak Sparta’nın soylularından değildir. Daha sonraki dönemlerde Khilon’un soyundan gelenlerin kraliyete mensup kişilerle evlenmesi Khilon’un toplumda gördüğü saygı ve üstün yeri işaret etmektedir. Efsaneye göre, Ezop’a Zeus’un işinin yüce insanları aşağılayıp, tevazu içinde yaşayanları yüceltmek olduğunu söylemiş, Ezop’un kaderini bu sözleriyle öngörmüştür.

Spartalı Khilon, Kadına Saygıya Örnek Olmuştur
Spartalı eğitim sistemi ve toplumda kadının yerini ortaya koyduktan sonra, Bilge Khilon’un kadınlara duyduğu saygının üst düzeyde olması şaşırtıcı değildir. Khilon’un eşini ve kızını el üstünde tutması, kadına değer vermeye yabancı olmayan Spartalı erkeklere yol gösteren standartlar oluşturmuştur. Atinalı Sokrat karısının zekasını yok sayıp, ölüm cezasına çarptırıldığında dahi karısını yalnız bırakmak istemezken, Khilon karısıyla kendi mezarının başında yanyana otururken resmedilmiştir. Khilon, Kleobulos gibi, kızı Khilonis’in en iyi eğitimi almasını istemiş, kızını eğitmesi için dönemin en iyi filozoflarından Pitagor’un hocalığına başvurmuştur. 
Rivayete göre, Khilon’un yaşamı oldukça teatral bir şekilde son bulur: Oğlunun boks alanında Olimpiyat şampiyonu olmasıyla onu kucaklarken sevinçten öldüğü söylenir.
Kendini tanı
Khilon yüzyıllar önce ölür ancak birçok önemli sözü ölümsüzleşir. Khilon’un en kalıcı sözlerinin başında ‘kendini tanı’ gelir. Kendini tanımak içsel bir yolculuktur. Henüz çocuk yaşta başlarız kendimizle tanışmaya. 
Ben kimim? sorusunu sorarız kendimize.
Bir soluktan mı ibaretim? Fransız Gastronomi Uzmanı Anthelme Brillat-Savarin’in dediği gibi, ‘ne yersem o muyum?’ Yoksa düşüncelerimin, duygularımın, davranışlarımın bir ürünü müyüm? Duyduklarım mıyım, yoksa söylediklerim mi?
Kimim ben? 
Ailem kim? Nerede yaşıyorum? Hangi ülkenin/kültürün/coğrafyanın insanıyım? Neleri severim, neler beni mutlu eder, neler beni üzer, rahatsız eder? 

İnsan varolan en karmaşık canlı. Öyle ki insanın kendi kendini tanıması bile zor. İncelenecek birçok alan, fiziksel, duygusal ve zihinsel, birbirinden karmaşık, katman katman iç içe girmiş birçok öğeyi dikkate alarak kendine bakmalı insan. 
Aynaya baktığınızı farzedin. Neler görüyorsunuz: yüzünüzü, vücudunuzun ön tarafını. Dev aynasına baktığınızı düşünün, yüzünüzün yüzeyindeki porlara kadar görürsünüz, peki ya ötesi. Kafanızın içini görüntülemek için çeşitli tıbbi görüntüleme cihazlarına ihtiyaç duyarsınız. Örneğin, sağlıklı olup olmadığınızı kontrol etmek için kan verirsiniz. Hep daha detaylı bilgi için bir katmanı daha aşar, daha derinden bir görüntülemeye, tetkike başvurursunuz. 

Fiziksel olarak kendimizi bilmek dahi birçok aşamayı beraberinde getirir. İşin zihinsel ve duygusal boyutu bundan daha da zordur. Somut veriler veya görseller üzerinden gitmeyeceğiniz gibi, kendi ruhunuza, iç dünyanıza bir seyahat gerçekleştirirsiniz.
Kendini bilmek kişisel zeka gerektirir
11 Mart 2014’te yayınlanan Psychology Today dergisinde EQ (duygusal zeka) kavramını ortaya atan kişilik psikologlarından John D. Mayer’in makalesi ‘kişisel zeka’ya sahip insanların kendilerini anlamayı ve kim olduklarını bilmeyi başaran kişiler olarak tanımlıyor. Bir diğer deyişle, bu insanlar kendi sınırlarını ve eksiklerini de en iyi şekilde tartan insanlar. Mantıklı düşünme silsileleri sayesinde, çevrelerindeki insanların belli durumlarda nasıl davranacaklarını da öngörüyorlar. Genelde dostlarının ve iş arkadaşlarının kendilerini nasıl gördükleriyle ilgili de doğru tahminlerde bulunuyorlar, yarattıkları imajla ilgili net bir algıları var. Yani, kendilerini çözdükleri gibi, başkalarını da doğru okuyorlar.
Mayer insanların yüksek kişisel zekalarını incelemek amacıyla biyografiler okumaya ve kişilerin yeteneklerini bu gözle değerlendirmeye başlamış. Washington Post’un sahiplerinden Eugene Meyer’in kızı, Katharine Graham babasından sonra Gazete’nin başındaki eşi Philip Graham’ın 1963’te intihar etmesinin ardından işin başına geçer. Eşinden aniden devralması gereken baba mesleği onu kendi gerçekleriyle yüzleşmeye zorlar. Amerika genelinde çok az sayıda kadın gazetelerin üst yönetimindedir. Washington Post’u yönetmek onda büyük bir anksiyete ve özgüven eksikliğine yol açar. 1969’dan 79’a kadar matbaa ve 1990’ların başına kadar da CEO ve yönetim kurulu başkanı olarak görev yapar.
Kendini bilen yönetici başarılı olur
Katharine Graham tüm endişelerini yenerek başarılı bir gazete yöneticisi olmayı başarır. Eşinin ölümümden sonra, yaşam misyonu Gazetesi’nin başarısı haline gelir. Gazete’yi satın almakla ilgilenen yatırımcılara Gazete’yi devretmeyi bir an dahi düşünmez, babasının ve eşinin her türlü fedakarlıkla var ettiği Gazete’ye sahip çıkmayı görev bilir. 
Ancak, yapabilirliklerinin ve de yetersizliklerinin farkındadır: Hayatında hiç Gazete veya şirket yönetmemiştir. Gazete’de beraber çalışacağı, patronu olacağı çalışanlara karşı açık olur, deneyimsizliğini açıkça kabul eder. Çalışanların kendisini nasıl gördüğü konusuna uzun uzun kafa yorar: Sadece bazıları onun varlığını içtenlikle kabul eder, diğerleri ise kendisini cahil bir davetsiz misafir olarak görür.
Güvenebileceği, ona yol gösterebilecek insanları çevresinde toplar. Gazete’yi yönetmeye başladığında, kendi liderlik stilinin eşininkinden bir basamak aşağı olduğunu hissederek rahatsızlık duyar. Eşinin ender bir lider olduğunu her yönden hissetmekle beraber, kendisinin de çalışanlarının da eşinin yeteneklerini hatırlarken abartıya kaçtıklarını görür.
Burada John D. Mayer’ın vurguladığı kişisel zekanın temel özelliklerinden birine rastlarız: Kişinin gerçek yetenekleri ile çevresindekilerin kişiyle ilgili algıladıkları ya da hatırladıkları abartılı yetenekler arasında büyük farklar olabilir. Katharine Graham, kendini eşinin idolleştirilmiş liderlik vasıflarıyla karşılaştıkça kendine büyük haksızlık ettiğini anlar. Kendine döner ve güçlü yönlerini ortaya çıkararak kendi liderlik stilini keşfetmeye çalışır.
İnsanın en büyük hazinesi bilgidir. Kendini bilmek ise hazinedeki en değerli cevher.
Khilon’dan Öğütler

Ölenlerin ardından övgüyle söz et.
Yaşlıları say.
Ölçülü ol.
Öfkeni kontrol et.
Kurallara uy.
Hileli kazançtansa kaybetmeyi yeğle, kaybetmek bir kez acı verir, diğeri ise sürekli. 
Dostlarının ziyafetlerine yavaş git, felâketlerine koşa koşa. 
Düğünleri sade yap. 
Kendinden yaşlıyı say. 
Başkaları hakkında kötü söyleme, yoksa sen de hoşa gitmeyecek sözler işitirsin. 
Büyüklerine saygı göster. 
Başkalarının işleriyle saygısızca uğraşanlardan iğren. 
Bir kayıp, yüz kızartıcı kazançtan daha iyidir; birinci halde bir defa üzüleceksin, ikincisinde her zaman. 
Zavallılara gülme. 
Güçlü kuvvetli isen sakin ol, başkaları senden korkmaktan çok sana saygı göstereceklerdir. 
Dilinden önce aklını kullan. 
Kanunlara uy, 
İhtiraslarına hâkim ol. 
Kendi evini iyi idare et. 
Haksızlığa uğrarsan barış, hakarete uğrarsan öç al. 

Kaynak: Değişim Yelpazesi


Yorum Gönder

0 Yorumlar